Son beş yıllık süreçte elektrikli araç piyasasını inceleyen tüketiciler, Çinli markaların sunduğu inanılmaz fiyat avantajlarını hemen fark edecektir.
Bu araçlar ithalat vergileri eklendiğinde bile Batı yapımı modellerden çok daha uygun fiyatlara alıcı buluyor.
Uygun fiyat stratejisi sayesinde büyük bir ivme yakalayan BYD şirketi, popüler elektrikli araç markası Tesla'yı tahtından indirmeyi başardı.
Çin pazarında çok daha belirgin olan bu devasa fiyat farkı, genellikle orantısız devlet destekleriyle açıklanıyor.
Ancak konunun derinine inildiğinde fiyat avantajının arkasında çok daha karmaşık bir ekonomik yapının yattığı ortaya çıktı.
Elbette Çin hükümetinin üreticilere sunduğu cömert desteklerin bu süreçte göz ardı edilemeyecek bir payı bulunuyor.
Çinli elektrikli araç üreticileri devletten devasa üretim teşvikleri ile araştırma ve geliştirme sübvansiyonları alıyor.
Ayrıca ucuz arazi tahsisleri, özel krediler, hibeler ve araç satın alma vergisinden muafiyet gibi çok sayıda imkan şirketlerin elini güçlendiriyor.

DEVLET DESTEKLERİ FİYAT FARKININ SADECE KÜÇÜK BİR KISMI
New York merkezli ünlü araştırma şirketi Rhodium Group tarafından hazırlanan yeni bir rapor, bu konudaki genel kanıyı tamamen değiştirdi.
Rapora göre devlet sübvansiyonları, Çin ve Batı menşeli araçlar arasındaki fiyat uçurumunun yalnızca ufak bir yüzdesini oluşturuyor.
Aradaki asıl maliyet farkı, Çinli şirketlerin uyguladığı daha derin dikey entegrasyon politikalarından kaynaklanıyor.
Daha büyük üretim ölçeğine ulaşan bu firmalar, Ar-Ge ve genel işletme giderlerini ciddi oranda aşağı çekmeyi başarıyor.
ÇİNLİ ÜRETİCİLER KAR MARJLARINI DÜŞÜRMEDEN MALİYETİ AZALTIYOR
Rhodium Group raporu, piyasadaki düşük etiket fiyatlarının üreticilerin kar marjlarından fedakarlık etmesiyle ortaya çıkmadığını net bir şekilde gösterdi.
Çinli üreticiler kar oranlarını korurken aynı zamanda üretim altyapılarının tüm katmanlarına tamamen sahip olup bu alanları tek elden kontrol ediyor.
Çin'de üretim yapan Batılı markalara kıyasla yerelleştirilmiş tedarik zincirlerine doğrudan erişim sağlamaları onlara büyük bir esneklik kazandırdı.
Aynı zamanda düşük ücretli yerel iş gücü de üretim maliyetlerini tahmin edilenin çok daha altına düşürdü.
Birçok Çinli elektrikli araç üreticisinin sadece kendi iç pazarına odaklanması onlara doğal bir ekonomik avantaj yarattı.
Satışların neredeyse tamamen ülke içine yapılması sayesinde küreselleşmenin getirdiği tüm ek taşıma ve gümrük maliyetlerinden kurtuldular.

BATILI ÜRETİCİLER PAZAR PAYINI VE KARLARINI HIZLA KAYBEDİYOR
Ortaya çıkan bu devasa maliyet eşitsizliği, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin'de Batılı elektrikli araç markalarını derinden sarstı.
Yabancı üreticiler, ülke pazarının üçte ikisini ellerinde tuttukları iki bin yirmi yılından bu yana yüzde kırk oranında devasa bir pazar payı kaybetti.
Pazar payındaki bu keskin düşüşle orantılı olarak Batılı şirketlerin kar oranları da aynı hızla eridi.
Yaşanan bu çarpıcı eğilim, Çin hükümetinin yabancı otomobil ithalatını ciddi şekilde azaltmasıyla birlikte çok daha geniş çaplı bir domino etkisine dönüştü.
Ucuz Çin elektrikli araçlarının önümüzdeki dönemde diğer küresel pazarlara da güçlü bir şekilde girmeye başlaması bekleniyor.
Diğer taraftan bu cazip pazar, akıllı telefon devi Xiaomi gibi teknoloji şirketlerini de milyarlarca dolarlık yeni elektrikli otomobil projeleri geliştirmeye teşvik etti.