Bilim insanları ve astronotlar, insanlığın uzaydaki en önemli üslerinden biri olan Uluslararası Uzay İstasyonu sayesinde yıllardır sınırları zorlayan deneyler gerçekleştiriyor.
Dünya yörüngesinde sürekli hareket halinde olan bu devasa laboratuvar, bilimsel araştırmaların merkezi konumunda.
Yapımına 1998 yılında başlanan bu mühendislik harikası, ilk mürettebatını bundan yıllar önce ağırlayarak tarihi bir ana tanıklık etmişti.
Astronot Bill Shepherd ile Rus kozmonotlar Sergei Krikalev ve Yuri Gidzenko'nun 2 Kasım 2000 tarihindeki fırlatma göreviyle, istasyon resmen göreve başlamıştı.
UZAY İSTASYONUNUN GÖREV SÜRESİ
Başlangıç aşamasında bu devasa yapıya ortalama 30 yıllık bir ömür biçilmiş ve son tarih olarak 2024 yılı işaret edilmişti. Ancak teknolojinin gelişmesi ve uzay araştırmalarının ivme kazanmasıyla birlikte planlarda değişikliğe gidildi.
Günümüzde NASA ve SpaceX gibi uzay havacılığının devleri, istasyonun ömrünü uzatmak ve operasyonları sürdürmek için ortak çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar, insanlığın uzaydaki varlığını koruması adına kritik bir önem taşıyor.

SEKSEN GÜNDE DEVRİ ALEM HİKAYESİ YENİDEN YAZILIYOR
Edebiyat dünyasının klasiklerinden biri olan 80 Günde Devri Alem kitabını muhtemelen duymuşsunuzdur. İki adamın bir seyahat planı yapmasıyla başlayan hikayede, 80 gün içinde tüm dünyayı dolaşacak bir rota kurgulanır.
Eğer o kitabın kahramanları 144 yıl sonra bugün hayatta olsalardı, aynı sürede dünyayı hayal bile edemeyecekleri kadar çok kez turlayabilirlerdi. Uluslararası Uzay İstasyonu, günde tam 15.54 kez dünyanın çevresini dolaşarak inanılmaz bir istatistiğe imza atıyor.
Bu hesaplamaya göre, istasyonda bulunanlar 80 gün içerisinde dünyanın çevresini toplamda 1.243 kez dolaşmış oluyor. Tek yapmaları gereken, yüksek hızdaki bu istasyonun içinde seyahat etmek.
İSTASYON NEDEN YAKIT KULLANMADAN BU KADAR HIZLI GİDİYOR?
Uluslararası Uzay İstasyonu'nun saatte yaklaşık 28 bin kilometre hızla hareket etmesi, uçaklarla kıyaslandığında akıl almaz bir sürat gibi görünebilir. Bir uçak atmosferde ilerlerken hava direncine karşı koymak zorunda olduğu için sürekli enerji ve yakıt tüketmek zorundadır.
Ancak uzay istasyonu, Dünya'nın yer çekimi kuvvetinin etkisi altında hareket eder ve yörüngedeki hareketi sırasında herhangi bir yakıt kullanmaz. Uzay boşluğunda hava direnci olmadığı için Newton'un Birinci Yasası devreye girer.
Bu yasaya göre bir cisim, üzerine dengesiz bir dış kuvvet etki etmedikçe mevcut hızında hareket etmeye devam eder. Uzay istasyonu da yer çekimi kuvvetinin etkisi altındayken hareketini sürdürmek için ekstra bir enerjiye ihtiyaç duymaz.
İstasyonun hareket için yakıt kullandığı tek anlar, yörüngesini değiştirmesi gerektiği veya yer çekimi kuvvetine karşı manevra yapması gereken nadir durumlardır. Bu durum, uzay yolculuğunun verimliliği açısından büyük bir avantaj sağlar.

HIZLI HAREKET EDEN BİR HEDEFE YAKLAŞMANIN FİZİĞİ
Uzay istasyonunun hızı temel olarak yer çekimi kuvvetine, istasyonun kütlesine, Dünya'nın kütlesine ve iki cisim arasındaki mesafeye bağlıdır. İstasyonun kütlesi Dünya'ya kıyasla çok daha az olduğu için hızın ana belirleyicisi istasyonun Dünya yüzeyinden yüksekliğidir.
Uluslararası Uzay İstasyonu'na kenetlenmesi gereken herhangi bir uzay gemisi veya roket, aynı yüksekliğe çıktığında istasyonunkine benzer bir hıza sahip olur. Bu fizik kuralı, kenetlenme işleminin temelini oluşturur.
Dünya'dan fırlatılan bir uzay aracının istasyona kenetlenmesi işlemi teknik olarak çok karmaşık bir operasyondur.
Ancak araç ve istasyon aynı yörüngede benzer hızlara ulaştığında, aralarındaki göreceli hız farkı çok az olur.
Göreceli hızların birbirine çok yakın olması sayesinde, saatte 28 bin kilometre hızla giden bir araca kenetlenmek imkansız bir görev olmaktan çıkar. Bu prensip, SpaceX'in Dragon kargo gemisi gibi araçların istasyonla güvenli bir şekilde buluşmasını sağlar.

ASTRONOTLAR BU YÜKSEK HIZI NEDEN HİSSETMİYOR?
Bir araba otoyolda çok hızlı hareket ettiğinde içindeki yolcular bunu hisseder çünkü araç çevreye göre yüksek bir hızdadır. Ancak günlük hayatta Dünya'nın kendi ekseni etrafında saatte 1600 kilometre hızla döndüğünü hiç kimse hissetmez.
Bunun temel nedeni, bizim de Dünya ile birlikte aynı hızda hareket ediyor olmamızdır. Dolayısıyla Dünya'ya göre hızımız sıfırdır ve bu hareketi algılamayız.
Benzer bir durum uzay istasyonundaki astronotlar için de geçerlidir. Saatte 28 bin kilometre hızla hareket etmelerine rağmen, istasyonla birlikte aynı hızda sürüklendikleri için istasyona göre hızları sıfırdır ve bu müthiş sürati hissetmezler.