"İnsanların kaç duyusu vardır?" sorusunun cevabı basit gibi görünüyor. Büyürken çoğumuza beş temel duyu olduğu öğretildi: Görme, koku alma, işitme, tat alma ve dokunma.
Ancak görünüşe göre, ders kitaplarını yeniden yazmanın zamanı gelmiş olabilir. Scripps Araştırma Enstitüsü'nden bilim insanları, insan vücudunun "interoception" adı verilen "gizli bir altıncı his"se sahip olduğunu ve bu hissin sağlığımız için hayati önem taşıdığını söylüyor.
Bu his, beyninizin ne zaman nefes alması gerektiğini, kan basıncınız ne zaman düştüğünü veya vücudunuzun bir enfeksiyonla savaştığını nasıl bildiğini açıklamaya yardımcı oluyor.
INTEROCEPTION NEDİR?
Peki nedir bu interoception? Basitçe, sinir sisteminizin, vücudunuzun fizyolojik sinyallerini (nefes alıp verme, kan basıncı, kalp atış hızı, açlık, susuzluk gibi) sürekli olarak alıp yorumladığı ve hayati fonksiyonların düzgün çalışmasını sağladığı, az çalışılmış bir süreçtir.
Beş klasik duyunun (görme, koklama, işitme, tatma ve dokunma) dış dünyayı algılamamızı sağlayan dışsal duyular olmasına karşın, interoception tamamen içseldir.
Vücudun derinliklerinde bulunan ve organlara yayılan bir sinir yolları ağı aracılığıyla çalıştığı için araştırmacılar buna "gizli altıncı his" adını verdi.

NEDEN ŞİMDİYE KADAR GİZLİ KALDI?
Aslında interoception kavramı ilk olarak 20. yüzyılın başlarında İngiliz bir sinir bilimci olan Charles Sherrington tarafından ortaya atılmış, ancak yaklaşık 10 yıl öncesine kadar araştırmacılar tarafından büyük ölçüde göz ardı edilmişti. Bunun temel nedeni, bu hissin incelenmesinin son derece zor olması.
Araştırmacıların belirttiği gibi, "İç organlardan gelen sinyaller geniş bir alana yayılıyor, sıklıkla örtüşüyor ve izole edilip ölçülmesi zor oluyor." Bu nedenle, bu gizemli his bugüne kadar büyük ölçüde keşfedilmemişti.
YENİ ARAŞTIRMA İLE SIR PERDESİ ARALANIYOR
Şimdi ise Scripps Araştırma ekibi, bu gizemli hissin kökenini bir kez ve tamamen anlamak için ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nden (NIH) 14,2 milyon dolarlık dev bir fon aldı.
Ekip, bu fonla duyusal nöronların kalp ve sindirim sistemi gibi iç organlara nasıl bağlandığını haritalayarak, dünyadaki ilk "iç duyusal sistem atlası"nı oluşturmaya çalışacak.
Çalışmaya liderlik edecek olan Profesör Xin Jin, "İnterosepsiyon, sağlığın hemen her alanı için temel öneme sahip, ancak sinir biliminin büyük ölçüde keşfedilmemiş bir alanı olmaya devam ediyor." dedi.

SADECE FİZİKSEL DEĞİL, ZİHİNSEL SAĞLIK İÇİN DE KRİTİK
Araştırmacılar, interoception'ın sırlarını çözmenin, hastalıkların tedavisi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.
Önceki araştırmalar, bu sinir yollarındaki sorunların otoimmün bozukluklar, kronik ağrı ve yüksek tansiyon gibi çeşitli rahatsızlıklarla bağlantılı olduğunu göstermişti.
Ayrıca interoception'ın zihinsel sağlık için de kritik olduğu belirtiliyor. "Bozulmuş iç algı, depresyon, anksiyete ve yeme bozuklukları da dahil olmak üzere birçok ruh sağlığı sorununda rapor ediliyor.
Bu durum, birçok ruh sağlığı sorununun neden uyku bozukluğu veya yorgunluk gibi benzer fiziksel semptomlara sahip olduğunu da açıklayabilir.
AMAÇ, VÜCUT DENGESİNİ ANLAMAK
Profeför Jin, "Bu sistemin ilk atlasını oluşturarak, beynin vücudu nasıl dengede tuttuğunu, bu dengenin hastalık durumunda nasıl bozulabileceğini ve bunu nasıl yeniden sağlayabileceğimizi daha iyi anlamak için temel oluşturmayı amaçlıyoruz." diye ekledi.
Bu araştırma, vücudumuzun kendi kendini nasıl yönettiğine dair temel sorulara cevap vererek gelecekteki tıbbi tedavilere ışık tutabilir.