İnsanlık tarihi boyunca elde edilen bilgilerin ve öğrenilen her şeyin internet üzerinde kayıtlı olmadığı dönemler yaşanmıştır.
Günümüzde araştırmalar için internetin sunduğu sınırsız kaynaklar kullanılsa da dijital çağdan önce kitaplar ve hatta onlardan önce sözlü bilgi aktarımı bilimin temelini oluşturuyordu.
Bilgiye erişimin bu denli kısıtlı olduğu dönemlerde, modern bilgisayarların yardımına başvurmadan gezegenimizin çevresini doğru tahmin etmek kulağa imkansız gibi gelebilir.
Ancak antik dönem astronomisi, insanların karmaşık ve dijital aletler yerine tamamen görsel gözlemlere dayandığı büyüleyici ve kafa karıştırıcı bir bilim dalıydı.
Belirli bilimsel sorunları çözmek için üstün entelektüel yeteneklere sahip olsalar bile tarihteki ilk bilim insanlarının çoğu, dönemin sosyal ve dini gelenekleriyle de mücadele etmek zorundaydı.
Bilimsel gerçeklere ulaşmak, sadece matematiksel bir zeka değil, aynı zamanda yerleşik dogmalara karşı durmayı da gerektiriyordu.

DÜNYA'NIN ŞEKLİ HAKKINDAKİ İLK TARTIŞMALAR
Küresel bir Dünya fikri, Yunan felsefesinde ilk olarak milattan önce 6. yüzyılda ünlü düşünür Pisagor tarafından ortaya atıldı.
Ancak o zamana kadar Dünya'nın tamamen düz bir tepsi şeklinde olduğu kabul edildiğinden, bu küresel fikir uzun süre alay konusu olmuştu.
Aristoteles, milattan önce 330 yılına kadar ampirik zeminlerde Dünya'nın küresel şekline dair çeşitli kanıtlar sunmaya çalışmıştı. İnsanlık tarihinin gelişimi düşünüldüğünde bu sürecin oldukça yavaş bir ilerleme kaydettiği açıkça görülüyor.
Eğer Dünya düz olsaydı, gezegenin çevresini belirleme sorununun bilimsel açıdan hiçbir önemi olmayacaktı.
Ancak zamanla insanlar Dünya'nın gerçek şeklini kabul etmeye başladıklarında, üzerinde yaşadığımız gezegenin gerçekte ne kadar büyük olduğunu tam olarak bilme ihtiyacı hissettiler.
ERATOSTHENES NASIL DOĞRU HESAPLADI?
Tam bu noktada, milattan önce 240 yılında Eratosthenes sahneye çıkarak Dünya'nın çevresini doğru bir şekilde hesaplamayı başardı.
Teknolojiden tamamen yoksun olunan o yıllarda, ünlü coğrafyacının bunu nasıl başardığı günümüzde bile hayranlık uyandırıyor.
Eratosthenes, sadece bir düşünür değil, aynı zamanda bir Yunan matematikçisi ve dönemin en önemli bilgi merkezi olan İskenderiye Kütüphanesi'nin baş kütüphanecisiydi.
Onun Dünya'nın büyüklüğünü belirlemek için geliştirdiği yöntem, temelinde basit bir geometri hesaplamasına dayanıyordu.

GÜNEŞ IŞINLARI VE GÖLGE OYUNLARI
Eratosthenes, Yaz Gündönümü gerçekleştiğinde Güneş'in Mısır'ın güneyinde yer alan Syrene kasabasında tam tepede olduğunu biliyordu.
Güneş bu tarihte tam tepede olduğu için, o kasabada bulunan bir kuyunun dibine hiçbir şekilde gölge düşmüyordu.
Ünlü matematikçi ayrıca memleketi olan İskenderiye'nin, Syrene kasabasının daha kuzeyinde yer aldığını biliyordu. İki şehir arasındaki tam mesafe ise o dönemde yürüyerek yapılan ölçümlerle kolayca belirlenebiliyordu.
Eratosthenes, deneyini gerçekleştirmek için "gnomon" adı verilen uzun bir çubuğun uzunluğunu ölçerek işe başladı ve bu çubuğu İskenderiye'de yere sabitledi. Güneş ışınları İskenderiye'deki gnomon'a çarptığında, çubuk yere belirli bir uzunlukta gölge düşürdü.
GEOMETRİK HESAPLAMANIN MANTIĞI
Güneş o esnada Syrene kasabasında tam tepede olduğu için, daha kuzeydeki İskenderiye'den bakıldığında gölgesinin eğik olması gerekiyordu.
Gölgenin uzunluğu ve yere sabitlenen çubuğun gerçek uzunluğu, Eratosthenes'in Güneş'in eğim açısını hesaplamasına olanak tanıdı.
Bu hesaplama, gölgenin uzunluğu ile çubuğun uzunluğu arasındaki oranın ters tanjantı alınarak matematiksel olarak yapılabiliyordu.
Basit geometri kuralları uygulandığında, elde edilen açının iki şehir arasındaki mesafenin Dünya'nın merkezinden yaptığı açıya eşit olduğu gözlemlenebilir.

SONUCA GİDEN MATEMATİKSEL FORMÜL
Yapılan ölçümler sonucunda bu açı yaklaşık olarak 7.2 derece olarak bulundu. Artık Eratosthenes, Syrene ve İskenderiye şehirleri arasındaki karşı açıyı ve gerçek mesafeyi bildiğine göre, Dünya'nın toplam çevresini hesaplayabilecek verilere sahipti.
Kullandığı formül ise son derece basit bir mantığa dayanıyordu:
İskenderiye ile Sirene arasındaki mesafe = D kilometre
Dünya'nın merkezine göre açıları = 7.2 derece
Çemberin toplam açısı= 360 derece
Dünyanın Toplam Çevresi= ((360/7.2) x D ) kilometre
O zamanlar Yunanistan'da popüler olan ve kullanılan ölçü birimi "stadyum" olarak adlandırılıyordu. Tarihçiler tek bir stadyumun gerçek uzunluğunu henüz kesin olarak çözememiş olsalar da popüler tahminler bunun 160 metre civarında olduğunu göstermekte.
Eratosthenes, yaptığı hesaplamalar sonucunda Dünya'nın çevresinin yaklaşık 40 bin 74 kilometreye denk gelen 252 bin stadyum olduğunu tahmin etti.
Şaşırtıcı bir şekilde, günümüz teknolojisiyle ölçülen gerçek kutup çevresi, binlerce yıl önce yapılan bu tahminden sadece 66 kilometre daha fazla.

Kısacası Eratosthenes, son derece basit bir yöntem ve temel geometri bilgisi kullanarak binlerce yıl önce Dünya'nın çevresini neredeyse kusursuz bir şekilde hesaplamayı başardı.
İlk olarak evimizin, yani Dünya'nın gerçekte ne kadar büyük olduğunu öğrenmemiz, bilimsel gelişimimiz açısından hayati bir önem taşıyordu.
Coğrafi araştırmalar, bu kritik tespitin yapılmasının ardından büyük bir sıçrayarak gelişme gösterdi.
Ayrıca tutulmaların incelenmesi sayesinde Ay'ın ve Güneş'in boyutunu tahmin etmek de kolaylaştı, çünkü artık Dünya'nın boyutuna göre ne kadar büyük bir gölge oluşturulduğu biliniyordu.