Apple, 9 Eylül tarihinde düzenleyeceği özel basın etkinliğiyle teknoloji dünyasında büyük bir heyecana neden olacak.
Düzenlenecek olan bu görkemli etkinlikte, şirketin yepyeni bir iPhone serisini tüm dünyaya tanıtması bekleniyor.
Yeni iPhone tanıtımları her zaman dikkat çekici olsa da bu yılki etkinlik çok daha farklı bir beklenti barındırıyor.
Şirketin sonunda yıllardır konuşulan katlanabilir bir iPhone modelini tanıtacağı ve bu cihazın muhtemelen iPhone Ultra adını taşıyacağı iddia ediliyor.
Bu yenilikçi modelin yanı sıra şirketin merakla beklenen iPhone 18 Pro cihazını da sahnede sergileyeceği kesinleşti. Uzmanlar, her iki modelin de piyasaya oldukça yüksek fiyat etiketleriyle gireceği konusunda hemfikir.
Katlanabilir tasarıma sahip olan iPhone Ultra modelinin, Apple için yepyeni bir ürün kategorisi yaratacağı için oldukça pahalı olacağı biliniyor.
Yeni nesil iPhone 18 Pro cihazının ise küresel pazardaki artan bellek maliyetleri yüzünden önceki sürüm olan iPhone 17 Pro modelinden daha pahalıya satılması muhtemel.
Şu an piyasada bulunan iPhone 17 Pro modelinin 1.099 dolarlık bir fiyat etiketiyle alıcı bulduğunu hatırlatalım.
Devrimsel nitelikteki katlanabilir iPhone Ultra cihazının ise 2.399 dolara varan astronomik rakamlarla satışa çıkabileceği tahmin ediliyor.
Elbette Apple resmi olarak bu yeni cihazların fiyatlarını açıklayana kadar gerçek maliyetleri tam olarak bilmek mümkün değil..
Yine de şirketin premium modellerinde uyguladığı 4 haneli yüksek fiyatlandırma politikası, iPhone fiyatlarının 19 yıl içerisinde nasıl değiştiği sorusuna yakından bakmamıza neden oldu.

2007 İLE 2020 ARASI: İLK İPHONE VE OPERATÖR KAMPANYALARI
Apple, 2007 yılında devrimsel nitelikteki ilk iPhone modelini tanıttığında cihaz sadece 499 dolarlık bir fiyatla vitrinlerde yer aldı. Günümüzün yüksek iPhone fiyatları düşünüldüğünde bu rakam kulağa oldukça ucuz gelebilir.
Fakat 2007 yılındaki 499 doların günümüz enflasyonuyla hesaplandığında bugünün yaklaşık 800 dolarına eşit olduğunu unutmamak gerekiyor.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, günümüzde Apple'ın giriş seviyesi cihazı olan iPhone 17 modeli ortalama 799 dolarlık bir fiyata alıcı buluyor.
İlk cihazın çıkışından sonra Apple ve o dönemin yetkili operatörü AT&T, cihazı çok daha uygun fiyatlarla kullanıcıyla buluşturmak için yoğun bir çaba sarf etti.
2008 yılında iPhone 3G modeli çıktığında, sözleşmeli satışlarla cihazın başlangıç fiyatı inanılmaz bir şekilde 199 dolara kadar geriledi.
Enflasyon verileri ışığında bakıldığında 2008 yılındaki 199 dolarlık fiyat, bugünün parasıyla sadece 302 dolara denk geliyor.
Ancak bu harika fiyattan yararlanmak isteyen kullanıcıların yetkili operatör AT&T ile 2 yıllık özel bir sözleşme imzalaması şart koşuluyordu.
Tüketiciler bu cazip sözleşmeyi büyük bir hevesle kabul etti ve bu sayede şirketin iPhone satış rakamları hızla artmaya devam etti.
Operatör destekli bu kampanyaların etkisiyle giriş seviyesi modellerin fiyatı uzun yıllar boyunca 199 dolar seviyesinde sabit kaldı.
Bu strateji sayesinde tüketiciler yıllar boyunca şaşırtıcı derecede düşük fiyatlarla yeni iPhone sahibi olma fırsatını yakaladı.
Örneğin 2014 yılında piyasaya sürülen iPhone 6 modeli, 199 dolarlık etiketle satışa çıkmıştı ve bu tutar günümüzde yaklaşık 279 dolara denk geliyor.
Apple 2016 yılında iPhone 7 modelini piyasaya sürdüğünde operatör kampanyaları sona ermeye ve dolayısıyla cihaz fiyatları yükselmeye başladı.
iPhone 8 serisi piyasaya sunulduğunda, cihazların giriş seviyesi fiyatı 699 dolara tırmandı.
2020 yılında iPhone 12 modeli satışa sunulduğunda ise standart cihazların giriş fiyatı 799 dolara kadar ulaştı.
İlginç bir veri olarak o günkü 799 dolarlık etiket, günümüzün enflasyon oranlarıyla hesaplandığında aslında 1.025 dolara denk geliyor.

2020'DEN GÜNÜMÜZE: TEMEL MODEL FİYATLARINI DENGEDE TUTMA STRATEJİSİ
Apple yönetimi 799 dolarlık standart model giriş fiyatını 5 yıl boyunca değiştirmeden korumayı başardı.
Fiyat sabit kalırken yeni eklenen Face ID güvenlik sistemi, büyüyen ekran boyutları ve güçlenen donanımlar cihazların kullanıcılara sunduğu değeri artırdı.
Örneğin güncel model olan iPhone 17 serisi, başlangıç seviyesinde tam 256 GB dahili depolama alanıyla kutudan çıkıyor.
Oysa 799 dolara satılan iPhone 12 modeli, başlangıç seviyesinde kullanıcılarına sadece 64 GB kısıtlı bir alan sunuyordu.
İlerleyen süreçte 2022 yılında piyasaya sürülen iPhone 14 modelinde ise giriş seviyesi depolama alanı 128 GB seviyesine çekildi.
Apple giriş seviyesi cihazlarda fiyatı sabit tutmayı başarırken, asıl kâr sıçramasını geliştirdiği Pro serisi modellerden sağladı.
İlk olarak iPhone 11 Pro modeli 999 dolarlık bir etiketle piyasaya giriş yaptı. Firma, Pro modellerindeki başlangıç fiyatını yıllarca 999 dolar seviyesinde tutmayı başardı.
Bu sabit fiyatlandırma geleneği, iPhone 17 Pro serisinin 1.099 dolarlık etiketle piyasaya çıkmasına kadar kesintisiz devam etti.
Apple'ın giriş seviyesi cihazlarına Android dünyasından verilebilecek en iyi örnek ise 2010 yılında piyasaya sürülen Samsung Galaxy S serisi.
Samsung Galaxy S serisi, sübvansiyonsuz satış fiyatlandırması konusunda Apple'ın adımlarını yıllar boyunca yakından takip etti.
Örneğin 2012 yılında iPhone 5 modeli 649 dolardan satılırken, büyük rakibi Galaxy S III modeli 599 dolarlık etiketle mağazalarda yer aldı.
2015 yılına gelindiğinde ise Galaxy S6 modeli 650 ile 685 dolar arasında değişen fiyatlara satılırken, rakibi iPhone 6s modeli 649 dolardan alıcı buluyordu.
Günümüzde ise her iki teknoloji devinin, özellikle Pro modellerinde uyguladıkları fiyat etiketleri birbiriyle büyük bir benzerlik taşıyor.
Son 6 yıllık satış verilerine bakıldığında iPhone Pro serisi cihazların fiyatları 999 dolarlık sınırda sabit kalmayı başardı.
Aynı zaman dilimi içerisinde Samsung'un en üst düzey modeli olan Galaxy S+ serisi cihazları da 1.000 dolar seviyesindeki yerini korudu.
Sonuç olarak günümüzde yepyeni bir akıllı telefon almak istediğinizde Apple veya Samsung amiral gemileri arasında devasa bir fiyat farkı bulunmuyor.